Şimdi işimiz tamam dedik ve hemen Pazarören yoluna düştük, geldik Enstitü Müdürlüğüne; Müdür Bey yardımcısına “Bunu bir imtihan et” dedi. Müdür yardımcısı bana bir dergi okuttu, başka da matematikten bir şeyler yaptırdı. Müdür Bey’in yanına gittik. Ağabeyim de Müdür Bey’in yanında oturuyordu. Müdür yardımcısı: “Çok iyi” dedi. Müdür Bey “O halde şimdi alırsak eğitim yok. Ekim ayına hasat işlerinde çalıştıracağız. Böyle olunca sizin zararınız olur. Ağabeyime “gel Kadir Bey bunu götür ekim ayına kadar bizim işimizde çalışacağına kendi işinizde çalışsın. Ekim ayında gelin hemen kayıt ederiz” dedi. Ağabeyim de bunu makul karşıladı. Köy Enstitüsüne kayıt için Ekim ayını bekliyorum Eve geldik, Ekim ayını zor getirdim. Ekim ayı geldi, yine gittik Pazarören’e. Öğlen sonu idi. Müdürü göremedik. Yalak’lı (Yeşilkent) Ahmet’i sordum, “Kömür boşaltıyor” dediler. Gittim, buldum. Tulum giymiş birkaç arkadaşı ile birlikte kamyondan depoya kömür boşaltıyorlar. Hepsi de simsiyah olmuşlar perişan bir durumdalar. Ahmet beni daha yanlarına yaklaşmadan tanıdı. “Aman kardeş buraya gelme, futbol sahasına git ben seni bulurum” dedi. Ben de döndüm, futbol sahasına gittim. Oralarda gezerken Ahmet de işini bitirdi, hamama girdi temizlendi, geldi. Bana “tam zamanın geldin, Şimdi seninle gidelim kayıt işleriyle ilgilenen Müdür yardımcısı çok iyi insan onu bir görelim” dedi. Ahmet o zaman Enstitü’nün ikinci sınıfında okuyordu. Müdür Yardımcısını buluyoruz Gittik, Müdür Yardımcısını bulduk. Ahmet durumu anlattı. O da “olur yarın Müdür Bey’i de görün kaydederiz. “Misa rini nerede yatıracaksın diye sordu”. Ahmet “Bu yalnız değildir. Bunun ağabeyi de var, benim babam da” dedi. Müdür yardımcısı: “O halde misa r haneden yatak ayırttır da orda yatsınlar” dedi. Biz de öyle yaptık. Sabah oldu, Müdür Bey’in makamına gittik, Müdür Bey ağabeyime, “Kayseri ilçesine bağlı herhangi bir köye nakil yaptırmanız lazım” dedi. Ağabeyim de buna çok sinirlendi. ” Müdür ! Müdür ! herhangi bir köy ilk okulundan diploma alırsanız yeterlidir dediniz, onu yaptık, “Haziran döneminde gelin” dediniz geldik “yok olmadı Ekim ayında geliniz” dediniz geldik. Bu engel vardı da Haziran ayında geldiğimizde neden söylemediniz. Türkiye’de buradan başka okul kalmasa yine de burada okutmam” dedi. Oradan çıkınca bana da ”Kardeşim, bu okulun nesine heves ediyorsun, işte görüyorsun durumlarını amele gibi akşama kadar çalıyorlar. Sen böyle çalışmak istiyorsan tarlan mı yok, takımın mı yok, evinde çalışıp serbest hayatını yaşasan daha iyi değil mi” İllaki okumak istiyorsan seni iyi bir liseye gönderirim” dedi. Ben de Ahmet’in kömürdeki durumunu görünce Köy Enstitüsünden iyice soğudum. Ahmet’in babası izin almış Ağabeyim; “Ben Alişir Ağa (Ahmet’in babası) ile Pınarbaşı’na doğru gideceğiz. Ahmet’in Babası Ahmet’e birkaç gün izin almış, sen de Ahmet ile beraber git. Ata da sırasıyla binin terkileşip atı yormayın” dedi. Rahmetli Ahmet ile yola koyulduk, Kabaktepe belinden aşacağız. Ahmet beni teselli ediyor. ”Bakma sen ağabeyinin öyle dediğine sen yine bir yolunu bul buraya gel. Burada iyi eğitim veriyorlar, diğer okullardan daha iyidir. Sen naklini bizim köye yaptır üstündür. Benim üzülmem için bir neden bulunmadığını, burada beraber okursak çok mutlu olacağını söylüyor. “Ben de pek üzülmedim. Tek üzüldüğüm nokta, koskoca Enstitü Müdürü Şevket Gedikoğlu’nun bizi böyle aldatması” dedim. Yolumuza, ata sırasıyla binerek devam ettik. Kabaktepe Belinden aştık, ikindine doğru Fettahdere köyünü geçtik, bir sağanak yağmur başladı, Kemer köyüne gelinceye kadar iyice ıslandık. Kemer köyünde Mehmet Efendi’nin evine girdik, ocağa büyük bir ateş yaktılar, iyice her tarafımızı kuruttuk, bir de yemek verdiler, onu da yedikten sonra yolumuza devam ettik. Yatsı ezanı okunurken Yalak (Yeşikent)’ a geldik. Ahmet ”Eve gidelim, bu gece burada kal” dedi. Fakat ben kalmak istemedim. Zaten Yeşilkent bizim İğdebel köyüne beş kilometredir. Eve geldim. Ağabeyim ikinci evliliğini yaptı. Aslen Kadirli ilçesine bağlı Cığcık köyünden olup Sarız ilçesinin Ayranlık Köyünde ikamet eden Fındık hanımla evlendi. Benim okul işim gelecek seneye kaldı. Yazı gezinmesi Okuma Sevdam Hey Gidi Gençlik